Javascript Sınıf Mantığı

Herkese merhaba,

Çoğu insan Javascript i sadece bir betik dili olarak biliyor. Evet doğru Javascript bir betik dili ama neler yapmaya gücü yetiyor gördükçe, her geçen gün daha çok şaşırıyorum. Malum çağımız da artık internet ve bilgi çağı olduğuna ve önemli olan bilginin büyük çoğunluğu ağ üzerinde bulunduğuna göre işi yazılımla ilgili olan herkesin ucundan bucağından alakadar olduğu bir konu.

Javascript her ne kadar betik dili olarak geçse de, nesneye yönelik özellikler de gösteren bir dil. Bunun anlamı, encapsulation ından inheritance ına kadar pek çok nesne özelliğini bu dilde de kullanabildiğinizdir. Ben sizlere Javascript’teki sınıf mantığından biraz bahsedeyim.

Örnek basit bir Javascript sınıfı :

function testClass(){
this.attr1 = 'someAttr';
this.attr2 = 5;
this.increase = function(){
this.attr2 = this.attr2 + 5;
}

şeklinde verilebilir. Bu sınıfı çağırmak istediğinizde ise :

var obj - new testClass();
obj.attr1 - 'new attr';
obj.attr2 - 19;
obj.increase();
alert(obj.attr2);

Yalnız bu biçimdeki kullanımda bir sorun var. Bu nesneyi her oluşturduğunuzda sınıfın içindeki metodu da aynı şekilde yaratıyorsunuz. Ama aslında ihtiyacınız olan şey bir metodun tüm nesneler için çalışmasıdır. Ne gerek var o kadar çok nesne metoduna değil mi canım? O zaman ne yapıyoruz prototype kullanıyoruz, yani ön tanımlı nesnemize metodumuzu ekliyoruz. Bu sayede tek bir fonksiyonu bundan sonra tüm nesnelerimiz için tek bir bellek alanı karşılığında kullanabiliyoruz. Örnek vermek gerekirse :

testClass.prototype.increaseFunc - function(){
this.attr2 = this.attr2 + 5;
}

Metodun çağırılmasını aynı şekilde yapabilirsiniz. Aslında burada yaptığımız sınıfın özelliğini artırmak oldu bir anlamda. Mesela bu prototype nesnesini kullanarak String sınıfında normalde olmayan fonksiyonları da ekleyebilirsiniz. Güzel bir şey yani 🙂

İleride karşıma gene sizlere bahsedecek kadar ilginç javascript özellikleri çıktıkça paylaşmaya devam edeceğim, bir ara JQuery ve muhteşem fonksiyonlarına girmeyi de düşünüyorum.

Herkese iyi çalışmalar.

 

Birkaç not

Açıkçası onu ilk Stanford konuşması ile tanıdım. O zamanlar üniversitede okuyordum ve tabii ki her üniversiteli gibi ben de bayağı bir duygusaldım (hala da öyleyim lanet olsun:p). (Aklıma geldi bu arada üniversitede bile money maker takılan adamlar vardı, şaka yapıyordu değil mi onlar ya? O kadar da olamaz insan o zamanlarda diye düşünüyorum.) Neyse efendim, Stanford konuşması diyordum. Ama ne konuşma, özellikle “Aç kalın, aptal kalın” sözleri heralde her genci kalbinden vurmuştur. Diğer bir sözü ise “Noktaların ileride birleşeceğine inanmanız gerek” olmuştu. Bu sözü daha o konuşmada bende hafiften bir hadı canım sende izlenimi yaratmıştı(üniversiteden ayrıl, arada kaligrafi dersleri al ve Wozniak ı bul) ama yine de genel olarak ben de bu konuşmaya hayran kalanlar arasındaki yerimi alıp bundan sonra onun şirket(ler)inin işlerini takip etmeye karar vermiştim.

Evet Steve Jobs iMacleri daha CRT ekranlar ile satarken yayınlanan bu konuşması ile tüm dikkatleri üzerine çekmiştir sanırım. Derken iPhone geldi ve tüm dünyayı değiştirdi. Bir bilgisayar başında oturmadan ağa bağlı kalmanın en güzel yolunu bulmuşlardı ve tüm övgüyü hakediyordu Steve. Bunun üzerine iPad ve yeni Macler ile bu işi ne kadar sıkı tuttuklarını gösterdiler herkese. Zamanla en iyi yazılım geliştiriciler hem iPhone uygulamaları yazmanın tek yolu olmasından hem de gerçekten güzel cihazlar olduklarından tekrardan Maclere dönüş yapmaya başladılar.

Ve sonra geçen günlerde Steve öldü. Böyle bir yaratıcı zihnin ölmesi gerçekten üzücü bir durum kesinlikle kabul ediyorum. Kim bilir daha neler düşünüp neler tasarlayacaktı. Hatta çaktırmadan tasarlamıştır bile. Böylesi bir yaratıcılığın gelmesi tüm insanlığın kümülatif yaratıcılığına inanılmaz katkılar sağlamıştır.

Yalnız adam öldü tamam, bir anda nasıl bir ağlaşma, nasıl bir üzülme festivali başladı anlamadım. Sanki herhangi bir elma ürünü kullanan herkes, bir şekilde kendisiyle tanışmış gibi en derin taziyelerini sosyal medyalarda en kişisel ?! şekillerde dile getirmeye başladılar. Yok iSad, yok iDied falan filan. Hatta yok şu anda bir elma ürününe dokunuyorsan bu mesajı paylaş/ilet/retweetle gibi değişik kampanyalar türedi de kapitalist sistemde insanların hafızası biraz ufaldığından bir iki gün içinde adamcağız unutuldu.

Şimdi olaya biraz nesnel açıdan bakalım. İlk olarak elma ürünlerinin ipoddan başlayarak günümüze geldiği süreçte kaliteleri hakkında söyleyebilecek bir şeyim yok. Kullanım özellikleri de genellikle şahane seviyesinin altına inmemekte. İşimizi görme açısından eğer elmanın kurallarına göre oynarsanız her zaman bir şekilde mutlu olursunuz.

Ama olaylara biraz da bizi nelerden alıkoyduklarına bakarak ilerleyelim. İlk olarak bu cihazlar, esasen tüm donanımların elma ürünü olması ütopyasına(aman allah korusun!) göre üretilmiş durumda. Mesela, mp3 çalıcıların çoğu evrensel standartlara göre müzikleri çalar ve saklarlar, bu sayede herhangi bir mp3 çalıcının müziklerini transfer etmek çok kolaydır. Ama bir ipoddan müzik almak oldukça zor bir işlemdir. Başka bir örnek vermek gerekirse iphone a yazılım yazmak isteyen tüm yazılımcıların en azından bir Mac cihaza sahip olmaları gerekiyor. Hadi buradan kestin vergiyi, sonrasında elma yazılımcısı olmak için de bir 100 doları gözden çıkarman gerekiyor. Bunu da geçtik yazdığın programları sadece AppStore dan dağıtabiliyorsun. Sonuç olarak baktığında girişi oldukça yüksek ücretli bir duvarlı bahçeden bahsediyoruz.

Hadi deminki örnekler işin daha teknik kısmıydı. Bugün küresel ekonomi genellikle borç döngüleri ve büyümek zorunda olan bir piyasa üzerine kurulu. Bu ne demek? Sürekli daha çok alışveriş etmek zorundayız demek, ki birilerinin düzeni devam etsin. E neden daha çok alışveriş edelim arkadaş? İşte bu soruyu düzen batılı kadınlar üzerinden çözmüş durumda, ama erkeklerin sürekli daha çok alışveriş etmesinin yolu son on yılda bulundu, teknoloji. Teknolojiyi bir fetiş haline getirdiler ve adını da elma koydular arkadaş. Adam da iphone4 var, bir milyon iphone4S siparişi yapmışlar. Ölüyor yeni iphone için, alamazsa kendini eksik bir insan olarak hissedecek. Yeni laptopu düşünüyor, yeni Mac ten alacak büyük ekran, sevmeyerek çalıştığı işinden kazandığı paraları bunlara harcayacak ki o sevmediği işine devam edebilsin. Tabii kendisi bunların hiç birinin farkında değil ne yazık ki. E bu arada afrikada milyonlar açlıktan ölmüş, asyada bu elma ürünlerini üreten fabrikada zavallı çinli işçiler çok çalışmaktan ölmüş veya intihar etmişler, kimsenin sevgisinde umrunda değil tabii ki.

Evet sonunda Steve Jobs artık yok. Ölünün arkasından konuşulmaz misali kendisinin kötü özelliklerinden bahsetmek istemedim yazı da çok uzadı zaten. Söylemek istediğim elbet büyük bir yaratıcı öldü, bu üzüntü veren bir şey ama hiç bir şeyi putlaştırmamak gerekiyor. Ölüm olayına verilen tepkiler genel olarak tüm bunların tam tersi olduğundan yukarıdaki zırvalardan sözetmek durumunda kaldım.

Herkese iyi günler

Askerlik

Aslında askerden geleli çok oldu ama yazmaya fırsat bulamadım. Yaklaşık da bir üç ay sonra benim torunlar da askere gidecek o yüzden ufak bir hazırlık yazısı yazmanın zamanı geldi diye düşünüyorum.

Askerlik herşeyden önce nedense bir öcü masalına çevrilmiş durumda ülkemizde. Hatta üniversite mezunu olanlar için daha da büyük bir problem haline getirilmiş durumda. Sermaye sisteminin sömürüsündeki (bak bunu da yazacağım bir ara) güzel ülkemizde ne yazık ki insanlar daha üniversite okurken ileriki yılların geçim derdine giriyorlar. Bu yüzden üniversiteden çıkar çıkmaz iş bulma telaşı başlıyor. Bu adımdan sonra da orada kalıcı olabilmek gibi yan amaçlar işin içine girince, askerlik iyice arap saçına dönmüş kronik bir sorun haline geliyor.

Diğer yandan da ordunun bazı düşmanları var biliyorsunuz, bu çevreler yıllardır ordunun güvenilirliğini sakatlamak için yalan yanlış haberler yayınlıyorlar. Yok pislik yediriyorlarmış da yok işkence çektiriyorlarmış da bilmem ne.Yok askerleri bilerek teröristlerin önüne atıyorlarmış vesaire.

Bunların hiç birine inanmayın, ve mümkün olduğunca tez elden askerliğinizi yapıp evinize dönün arkadaşlar, inanın askerliğin tüm zorluğu gençken daha kolay gelecektir sizlere. Özellikle kısa dönem yapacak arkadaşlar dikkat etsin, yaşı ilerlemiş abilerimize çok koyuyordu misal uygun adım yürümek veya mıntıka yapmak vs. O yüzden aradan çıkarın gitsin.

İlk hazırlık olarak psikolojik hazırlık yapmanız gerekiyor zaten arkadaşlar. Hiç birşey düşündüğünüz gibi değil. İlk olarak yaşadığınız hayata kısa olarak ara vermeniz gerekecek. Bunun berbat birşey olduğunu düşünmeyin, hani derler ya bazen uzaklaşmak gerekir diye, inanılmaz şekilde hayatınızı salim kafa ile düşünmeye vaktiniz olacak. Nereye gidiyorum, ne yapmalıyım gibi gerçekten düşünmeniz gereken soruları düşünmeye başlayacaksınız. Askerliğinizi bitirdiğinizde çok daha nesnel ve soğukkanlı birisi olduğunuzu farkettiğinizde mutlu olacaksınız emin olun.

Acemiliğin ilk günleri biraz koyacaktır hatta kısa bir süreliğine hapse atılmışlık duygusunu yaşayacaksınız ama kısa sürede hem arkadaşlarınıza hem de komutanlarınıza alışacağınızdan fazla sorun yaşamazsınız. Ayrıca tüm bunlar çok saçma bizim bunları yapmamıza gerek yok tipinden ergen triplerine de girmezseniz acemiliğiniz çok kolay geçecektir. Kara ve Hava kuvvetlerine gittiyseniz fazla kilolarınızdan kurtulacağınız için sevinebilirsiniz. Deniz kuvvetlerinde de kendi şekliniz olacak tabii ki, ‘Her ananın oğlu asker olur ama her kızın sevdiği Bahriyeli olamaz!’ dersiniz. Sonunda yemin töreni ile hem ailenizi hem de kendinizi gururlandıracak ve gerçek bir asker olacaksınız.

Ustalık döneminde daha net bir şekilde sorumluluk almayı öğreneceksiniz ve bu sizi daha olgun bir insan yapacak, ama bunun için hiç korkmanıza gerek yok çünkü askerde de herkesin insan olduğunu biliyorlar ve sizin gibi komutanlarınızın da limitleri var.

Diğer yandan üniversite bitirip askere giden arkadaşları çok daha farklı bir 6 ay bekliyor. Bir kere size karşı her zaman iki farklı tutum olacak, birincisi sizin okumuş olmanızdan bir şekilde etkilenmişler ve ikincisi de bunu kıskananlar. Fakat ikisini de normal bir şekilde idare ettiğinizde bir süre sonra sadece size saygı duyulduğunu hissetmeye başlayacak ve hatta bulunduğunuz konumdan memnuniyet duymaya başlayacaksınız, fazla çaktırmayın ; ). Astsubaylar size akıl danışmaya başlayacak, uzman çavuşlar biraz ezik hissedecekler. Er ve erbaş arkadaşlarınız size hoca diye hitap edecek, okumuş adam olarak her türlü sorunlarını size danışacaklar. Subaylar ise sizi eşitleri olarak görme eğiliminde olacaklar. Eğer yavşak bir hareket yapmazsanız rütbeliler ile iyi geçinmeniz kaçınılmaz. Hele bir de birilerinin çoluğuna çocuğuna ders falan verirseniz askerlik mi öğretmenlik mi yaptığınızı anlamazsınız.

Ekipman olarak hazırlık yapmaya gelince, söyleyebileceğim en önemli şey, iç temizliğinize önem veriyorsanız ki vermelisiniz mümkün olduğu kadar sayıda çamaşır yanınızda götürmeniz gerektiğidir. Askerde sıkıntı yaşanabilecek şeylerden birisi banyo durumudur ve inanın uzun süre banyo yapmamanın ne olduğunu(16 gün yıkanamadım babalar var mı ötesi?) öğrenmek istemezsiniz.

Diğer bir önemli nokta ayakkabı tabanı. Bu gerçekten süper bir icat ve uzun saatler boyu haşat olan ayaklarınızı hem soğuktan koruyor hem de rahat bir zemine basmasını sağlıyor. Zaten askerlikte en çok özleyeceğiniz şeylerden biri de halıya basmak olacak. Kauçuk ve tiftik keçisi derisinden olanları var, ben tiftik keçisi derisinden olanları öneririm. Kauçuk çok zengin duruyor, başınıza iş almayın. Ben taban kullanmama rağmen, bir ayak parmağım askerlik boyunca felç kaldı, doktor da aynı cem yılmaz a dedikleri gibi geçer geçer dedi. Ulan gerçekten geçti be sonunda o da çok ilginç hee :).

Yanınıza kesinlikle bir defter ve mümkün olduğu kadar kitap almaya çalışın. Defter çok önemli bir ihtiyaç çünkü uzun bir süre kendinizi başka insanlara ifade etmekte zorlanacak ve çekingen davranacaksınız. Diğer yandan bu kendinizi ifade etme konusunda da zamanla güzel şeyler yazabildiğinizi, düşüncelerinizi daha iyi organize edebildiğinizi farkedip mutlu olacaksınız ve güveniniz yerine gelecek. Ayrıca çok boş kalan zihniniz gördüğü her kaynağı kullanmak isteyeceğinden okuduğunuz basit bir gazete bile yaratıcılığınızı tetikleyecek ve aklınıza mükemmel fikirler gelebilecek. Bu fikirleri inanın kaybetmek istemeyeceksiniz. O yüzden yazın olum, hem vakit geçer şafak atar.

Kitap olayı da ayrı bir güzellik. Kitap okumaya hayatında yer veremeyenler ve vakit bulamayan insanlar neler kaçırdıklarını askerde anlarlar. 5 ay askerlik yaptım 8-9 kitap okumuşumdur. Bir kere inanılmaz bir dünya yaratacak kitaplar size askerlikte. Oraların sıkıntısından kurtulacaksınız başka başka yerleri hayal edebileceksiniz. Kitap okuyan adamı da askerde ciddiye alırlar onu da söyleyeyim. Benim götürdüğüm kitapları okumak isteyen ve okuyan komutanlarım oldu, varın siz düşünün adamın benim hakkımda ne düşündüğünü :). Hımm yalnız komutanlarınızın kıl çıkma ihtimaline karşılık başta fazla siyasi kitap götürmeyin göze batmayın fazla.

Son sözler olarak şunu söylemeliyim ki askerlik gerçekten hayata hazırlık için birebir. Aslında etrafınıza baktığınızda bir çok basit mesleğin temelinde askerlik olduğunu göreceksiniz. Misal güvenlik görevliliği, misal akaryakıt istasyonları misal hızlı yiyecek restoranları vs. Bütün kurumlarda iyi kötü bir ast-üst hiyerarşisi ve bazı rütbeler olacaktır. Sonuçta etrafta ne kadar çok onbaşı ve çavuş olduğunu anlayınca siz de iyi ki askerlik yapmışım diyeceksiniz.

Diğer yandan askerde, hiç beklemediğiniz olaylar olabilir, beklemediğiniz insanlarla tanışabilir, beklemediğiniz dostluklar ve yakınlıklar kurabilirsiniz. Gidin de bitsin işte yaa, bu kadar kafanıza takılacağına, kafanız rahat olsun.

Sonuçta askerlik bu, yapacak bir şey yok:).