Referandumun Sonucu ve Yaşamlarımızın Anlamı

Merhaba, uzun süredir blog yazmıyorum, aslında bir kaç adet yazdım ya, paylaşmıyorum. En son referandumdan sonra bir yazı yazmıştım, medium’da yayınladım. Buyrun sizlerle de yazıyı buradan paylaşayım. İyi okumalar.

 

16 Nisan akşamında sonuçları daha çok tartışılacak ve hileli bir seçim yaşadık. Bildiğimiz anlamda cumhuriyetimiz değişti ve önümüzdeki süreçte neler yaşayacağımız da belli değil. Ortalıkta birçok farklı görüş var elbette ve izninizle ben de kendi fikrimi paylaşmak istiyorum.

Öncelikle bazılarının düşündüğü gibi her şeyin bittiği görüşünü gerçekçi bulmuyorum. Daha doğrusu her şeyin özellikle yeni başladığını düşünenlerdenim. İşin enteresan kısmı ise sosyal medyada da benim gibi düşünen birçok insanın olduğunu fark ediyorum. Bu iyimserliğimin nedenini açıklamak isterim.


Her şeyden önce, iktidar devlet aygıtını bir mafya örgütü kabalığında kullanarak ve hileye başvurarak referandumu zar zor kazandı. Kendi kurdukları bu sistem, onların da sonunu hazırlayacak bir kabusa dönüşebilir. Çok açık görülüyor ki, psikolojik üstünlük, haklı olmanın etkisiyle hayır diyenlerde. Haklıyız ve hakkımızı arayacağız, bu bizim mücadelemize böyle bir anlam kattı. Bu bana gelecek için ümit veriyor.

Diğer yandan, bu seçimin sonucunu yorumlamanın, zor koşullar altında bir tavır almak olduğuna inanıyorum. Tamam, hayır oyu veren bizler koşullardan bağımsız değiliz, halkın bir kısmı cahil, başımızda bir mafya örgütü var ve hepsinin başında da bir diktatör heveslisi var. Bu ülkede özgür değiliz bunu da kabul ediyorum. Ama koşullara karşı takınacağımız tavır konusunda özgürüz. Ben tavrımı belirlerken hakkımı aramanın ve ülkem için ne yapabilirimin cevabını arıyorum. Ve şu soruyu soruyorum; hayat ve Türkiye, benden ne bekliyor? Türkiye ve insanlarına nasıl yardımcı olabilirim? (Not: Buradaki Türkiye, hepimizin ideallerindeki özgür ve yaşamak istediğimiz Türkiye. bknz: https://onedio.com/haber/bir-utopya-her-seyin-guzel-oldugu-alternatif-evrendeki-turkiye-den-23-gundem-konusu-761783)

İşin güzel ve ilginç yanı ise, bu soruya verilebilecek tek bir doğru yanıt olmamasında. Hepimizin hayatları farklı ve hayat herkesten başka bir görevi yerine getirmesini isteyebilir ve isteyecektir. Yani birey olarak, bu tavrı aldığınızda, her birinizin davranışı bambaşka olabilir ve olacaktır.

Bu yazıdaki görüşümün temeli Frankl’ın anlam terapisi tekniğinden gelmektedir : )

Örneğin kendime bu soruyu dünden beri soruyorum; açıkçası buna cevap bulmaya çalışmak beni rahatlattı ve hayatımdaki anlamlara çok güçlü bir yenisini kattı. Tabii ki tüm cevapları bulamadım ama tavrım belli; ilk olarak ve en basitinden sosyal medyada doğru, önemli ve cesaretlendirici paylaşımların yayılmasına çalışıyorum. Sonrasında oy ve ötesinin sistemine elimden geldiği kadar tutanağı girmeye çalıştım. Ve şu anda bu yazıyı yazıyorum. Ülkemin yaşadığı bu gerilemeyi, haksızlığı ve barbarlığı kabul etmiyorum ve gücümün yettiğince mücadele etmeye karar verdim.

Evet baktığımız zaman acı çekiyoruz. Türkiye’ye neler yapıldığını görüyor ve üzülüyoruz. Bir kısmımız aslında acıdan kaçmanın ve hazzı yakalamanın en önemli erdem olduğunu düşünüyor ve bu yüzden acı çekiyor oluşumuzu saçma bulabiliriz. Benzer şekilde bazıları da gene bu ülkenin düzelmeyeceğini ve kendini(!) kurtarmanın en mantıklı çözüm olacağını düşünebilir. Ama bu acıdan kaçma hali bir tavır değildir ve acıdan kaçmayı amaçladığınız için aslında ona ulaşamaz ve daha çok acı çekersiniz. İnanın ülkenizin size verdiği acı, dünyanın neresinde ve nasıl yaşıyorsanız yaşayın aynı kalacaktır(hatta belki de artacaktır). Ama bu acıyı, Türkiye için bir şeyler yapabilmenin ön sebebi olarak ele alabilirseniz, acı ortadan kalkmasa da eskisi kadar sizi yaralayamayacaktır. Nietzsche’nin şu sözü kulağınıza küpe olsun: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi hemen her nasıl’a katlanabilir.”

Ben ne yapabilirim? Nasıl mücadeleye katkı sağlayabilirim? Ülkem benden ne bekliyor? İnanın bu sorulara kafa yormak, haksızlığı ve yenilgiyi kabul etmemek sizin de özgür bir tavır takınmanıza ve bu bunaltıcı gündemde dimdik ayakta durmanıza yardımcı olacaktır.

Durumu olmadığı için okuyamayanlar için özetle: Zor olacak, acı çekeceğiz ama sonu güzel olacak!