Uzmanlığın Sırrı

Evet gençler selamlar,

Şu sıralar Pragmatic Thinking & Learning kitabını okuyorum. Resmen şunu söyleyebilirim ki, en azından Türkiye’deki her bilgisayar mühendisi kesinlikle bu kitabı okumalı. İnanılmaz bilgiler derlenmiş, kitap bitecek diye üzülüyorum ya, bu kadar da olmaz : ).

Kitabın her noktası çok değerli bilgilerle dolu, zihin haritaları, rüyalar vs gırla gidiyor. Ama ben sizlere temel bir bilgi noktasından bahsetmek istiyorum. Anlatacağım nokta, Uzmanlık Sistemi.

Peki bu konuyu neden anlatıyorum? Çünkü toplumumuzda uzmanlık çok yanlış anlaşılıyor ve uzmanlara yapılan davranışlar çok yanlış olduğundan eldeki uzmanlardan neredeyse hiç yararlanılamıyor. Neyse, konumuza dönelim; değişik konulardaki yeteneğin modellendiği bir Dreyfus modeli var. Bu modelde beginner, advanced beginner, competent, proficient ve expert dediğimiz seviyeler mevcut. Expert seviyesi tahmin edebileceğimiz gibi en üst seviye. Türkçe konunun kesin uzmanı olarak çevirebileceğimiz bu seviyeye bir örnek vermek gerekirse, hastasına baktığı anda lenf kanseri olabileceğini tahmin eden doktor yada gereksinimleri duyduğu anda mimari ve proje planını en doğru şekilde çıkaran mühendisi alabiliriz(Bu adam kurumsal bir şirkette en iyi ihtimalle Solution Architect olarak çalışmaktadır).

Diğer yandan toplumun büyük kısmı da tecrübe ile ilerlediğini ve uzmanlaştığını düşünüyor ama yanlış düşünme kalıpları içerisinde sıkışıp kaldığımız için, bu sözkonusu çoğunluk advanced beginner ı geçemiyor. Yani bir adamın 10 senedir programcı olması, onu 10 senelik bir uzman yapamayabiliyor, eğer elindeki fırsatları iyi değerlendiremediyse 10 tane 1 senelik tecrübe de edinmiş olabilir. Bu açıdan bir insanı konusunun uzmanı yapan şeyi iyi anlamak gerekiyor.

Nedir bir insanı uzman kılan şey? Burada bir çok şey var ama ben konuyla ilgili olan parçasından bahsedeceğim, Sezgi. Evet sezgi, demin örnekteki doktora hastanın kanser olduğunu nasıl anladığını sorarsanız alacağınız cevap, “bilmem, hasta görünüyordu” gibi bir şey olacaktır. Çünkü sözkonusu doktor o güne kadar o kadar çok hasta bakmıştır ki, artık o kişi, problemler üzerinde bir örüntü görebilmeye (pattern), analize gereksinim duymadan sentez yapabilmeye ve bunları bütünsel biçimde ele alıp doğrulayabilmeye başlamıştır.

Bu açıdan uzmanların sezgileriyle hareket ettiklerini söyleyebiliriz. Uzun süreli tecrübenin harmanlandığı zengin beyin (bu konuya da bir sonraki yazıda değineceğim), gördüğü problemlere anında çözümler üretebilir. Zengin beynin özelliklerini kullanmayı artırdığımız ölçüde uzmanlaşabiliyoruz. Yani sağ-beyin sol-beyin muhabbeti yanlış olduğu gibi, zengin mod dediğimiz parçamızı da iyi kullanmayı öğrenmeliyiz.

Bu yüzden kendimizi kuralların kapalı ve güvenli alanlarına hapsetmeden, uzmanlığın sezgilerinde kaybolmayı öğrenmeye başlamamız gerekiyor. Uzmanlığı öldüren yegane şeylerden birinin kesin kurallar olduğu bir kaç çalışma ile kanıtlanmış. Peki bu sezgileri ve zengin modları nasıl kullanacağız/ortaya çıkaracağız? Bunlar da bir sonraki yazıya artık ;).