Dublin’de 1 yılın ardından

Herkese selam,

En son geçen sene Dublin’e taşınırken bir şeyler yazmıştım sanırım. Sonra 2016 başında da bir güncelleme verdim. Bu şehre taşınmanın üzerinden 1 sene geçeli 2-3 hafta oldu, bu sebeple bu konuda bir şeyler yazayım dedim.

İlk olarak günlük yaşamdan bahsedeyim. İstanbul’dan sonra günlük yaşam sanırım dünyanın her yerinde biraz daha kolay gelecektir bizlere. Benim bu senem şanslı geçti, iş yerine uzun yoldan yürünce 13dk, kısa yoldan yürüyünce 8dk’da gidebiliyorum. İstanbul’un büyüklüğünden sonra cennet gibi. Diğer yandan Dublin düz bir şehir olduğundan bisiklete binmek çok kolay ve merkezi yerlerde belediyenin kartlı bisikletlerine kolaylıkla binebiliyorsunuz. Otobüse başlarda otelden işe gidebilmek için biniyordum ama bisiklet kartımı ayarladığımdan beri pek fazla otobüse binmedim. Taksi de şehir küçük olduğundan görece ucuz. Ama en önemli değişiklik taksicinin kendisinde. Bizim memleketteki sığır taksicileri alın ve -1 ile çarpın, işte size Dublin taksicisi. Güzel bir sohbet ve Dublin hakkında yeni şeyler öğrenme imkanı elde ediyorsunuz genellikle. (arada salladıkları da oluyor ama olacak o kadar)

Günlük yaşamdan iş yaşamına geçersek, gene İstanbul’dan daha rahat bir manzara ile karşılaşıyoruz. En önemli fark, bu şehirde zanaatkardan mühendisine herkes bir şekilde kendine yetecek kadar para kazanıyor ve genellikle kimsenin mesai yaptığını göremiyorsunuz. Bu iyi bir şey. Örneğin İstanbul’dan getirdiğim bir haritayı burada 100 euro’ya bir haftada çerçeveletebildim.(kazıklanmış da olabilirim:) ) Ama ben biraz İstanbul’daki iş yaşantısı enerjisini de özlüyorum. Millet biraz fazla rahat, kahve dükkanı pazar kapalı olabiliyor mesela:). Ama sonuç olarak herkese saygı gösterilen ve hakkının Türkiye’ye göre çok daha iyi ödendiğini söyleyebileceğim bir yaşamdan bahsediyoruz. (Bunları yazarken otobüs şöförlerine 8 yıldır zam yapılmadığını ve öğretmenlere 20 yıl önce maaş indirimi yapıldığını da öğrendim, buraya not olarak düşeyim)

Biraz kişisel ve sosyal yaşamdan bahsedeyim. Öncelikle İrlanda’nın olduğu gibi Dublin’in de  ana sosyal merkezi pub. Pub ismi zaten “public house” isminden geliyormuş. Dolayısıyla çocuklar dışında her yaş grubundan insanı bulabileceğiniz mekanlar bunlar. Her akşam 5-9 arası hepsi dolu diyebiliriz. Gerçekten de anlatıldığı üzere sıcak kanlı insanlar bu irlandalılar, özellikle publarda. Ve biraları nefis, bununla ilgili ayrı bir yazı yazılır resmen. Bunların dışında Dublin hızla kozmopolitleşen bir şehir görünümüne ulaşıyor. Sokakta Avrupa’nın tüm dillerini ve çokça Portekizce’yi duyabiliyorsunuz. Ama bu kozmopolit görünüm, insanların sosyal yaşamlarında henüz bu seviyede değil. İnsanların en temel insan ihtiyaçlarından birisi olan kabile üyeliği ihtiyacından ötürü, kendi vatandaşlarıyla gruplaşmak kolay geliyor insana. Kendi milletinizden birisiyle arkadaş olma hızınıza şaşarken, başka milletlerden insanlarla arkadaş olmak için de fazladan çaba sarfetmeniz gerektiğini görüyorsunuz.

Diğer yandan Dublin’in küçük ve mesailerin normal olması sayesinde, resmen dünyanın vakti kişinin kendisine kalıyor. Ben ilk aylarda sosyal çevre edinmek için genellikle boş vakitlerimi türlü publarda harcıyordum:). Tabii alkolün bir sonu yok ve mart sonu gibi 90 kiloya geldiğimde spora ağırlık vermeye karar verdim. Şimdi de resmen haftanın 4 günü zorlanmadan spor yapabiliyorum. Şehrin her yeri koşu parkuru, çok yağmur yağmadığı sürece şahane. İnsanlar sadece fitness ve futbolla değil, yüzme ve tenis gibi daha değişik spor dallarıyla da ilgililer. Resmen hobi bulayım da yapayım dediğiniz bir bolluk. İstanbul’da vakit darlığından şikayet edenlere iyi gelecektir.

En can alıcı konulardan birisi konut piyasası. İrlanda bilindiği üzere 90’ların ortasında Keltik Kaplanı denilen bir ekonomik ivme yakaladı ve hızla büyüdü. Büyümenin ana iticilerinden birisi de emlak sektörüydü(müş). 2008’de dünya ekonomik yavaşlaması ile birlikte İrlanda’daki ekonomik balon da patlamış ve inşaat sektöründe çalışan bazı insanlar ülkeyi bile terketmişler. Uzun lafı kısası bu sebeple şehirde konut inşaatları açısından bir kriz yaşanıyor ve bu da tabii ki piyasanın emlakçılar ve ev sahipleri tarafından domine edilmesi gibi leş bir sonuç çıkartıyor. Ben geçen sene geldiğimde 1+1 evler için kiralar 1000-1200 arası iken, şu anda bu kiralar 1300-1600 arası değişiyor. Ben nereden mi biliyorum hala piyasayı? Bizim ev sahibimiz de uyanık çıktı ve evi satıyorum gerekçesiyle bizi evden çıkarıyor. Ben de geldiğimin birinci senesinde ikinci evime çıkmak zorunda kaldım bu sebeple.

Peki diyeceksiniz ki gurbet ne durumda? İşte belki de en zor kısımlardan birisi bu. Ben bugüne kadar belirli bir dönemden sonra ailemden ayrı yaşadım ama 6 aylık askerlik ve 3 aylık Çin seyahatim dışında bir şekilde hep annemle aynı şehirdeydim. Anladım ki, insanın annesinin yaşamadığı her şehir, gurbetmiş. Ben ki ne yazık ki ailemle olan sıcak bağlarımla tanınan bir kişi olmadım ama, insan haftada bir annesi görmek istiyor, ve göremeyince de özlüyormuş. Diğer yandan sevgilimden de bir seneden fazladır ayrıyım, onunla annemle görüştüğümden çok daha fazla görüşmüş olsak da, bu durum da ayrıca yorucu ve insanın sinirlerini yer yer zayıflatan bir durum. Sonuç olarak anladım ki, insan annesini ve yarini hep yanında istiyor:).

Sanırım her konuya kısa kısa değindiğim için yüzeysel bir deneme oldu ama umarım yakında daha detaylı şeyler yazarım İrlanda,Dublin ve yabancı ülkede iş yaşamı üzerine.

Sevgiler

2015’te neler oldu?

Merhabalar,

En son yıl sonu değerlendirme yazısını 2013 için yazmışım, 2014’ü atlamışız : ). Bir önceki yazımda Dublin’e taşındığımı ve yeni bir işe başladığımı aktarmıştım ama sonraki yazıyı bir türlü yazamadım. Ocak ayına kısmetmiş. Bu sefer madde madde değil parça parça 2015’te benim için gerçekleşen önemli olaylardan bahsetmek istiyorum.

Not: Aşağıdaki olaylar tamamen benim için önemlidir, bu sebeple sürekli “benim için” pekiştirmesini kullanmayacağım.

Dublin! ve Expat yaşamı

Dublin

Bu yılın en önemli olayı kuşkusuz yurt dışına taşınmam oldu. 3.5 senedir Monitise(eski Pozitron:p)’da çalışıyordum ve uzun zamandır aklımda olan yurt dışı deneyimini gerçekleştirmek için harekete geçmeye karar verdim. İş arayışım tam 1 sene sürdü, bu arada kız arkadaşımı da yurt dışında yaşamaya ikna ettim, iş yerinde terfi aldım, Türkiye diktatörlüğe döndü vesaire. Genel olarak yazılım teknolojilerinde çalışan insanlar olarak çok şanslıyız çünkü bu meslek ve endüstri, dünyadaki en geçerli alanlardan birisi şu an için. Bu sayede Cape Town’dan Amsterdam’a ve Berlin’e kadar değişik şehirleri “On-site Interview” ayağına görme fırsatı edindim. Neyse sonunda kapağı Dublin’e attım, şu an için gerçekten çok mutluyum, insan Beşiktaş Maslak minibüsüne binmediği her gün için ayrı bir şükrediyor ve kendisini insan gibi hissediyor. Diğer yandan hiç hali hazırda arkadaşınızın yada akrabanızın olmadığı bir şehre taşınmak da oldukça zorlu bir süreç(muhteşem bir yalnızlık be – Berlin’e gidenler bilmez:p ). Sanırım hem expat yaşamı hem de  Dublin ile ilgili daha uzun bir yazı yazmam gerekecek ileride.

TripAdvisor

TripAdvisor

E tabii Dublin’de ne iş yapıyorum değil mi? Daha önce DevOps olarak çalışacağımdan bahsetmiştim. Bu mesleği yaptığım yer de TripAdvisor şu anda. Hani, Booking.com’dan bir otele karar verirsin, gerçekten iyi mi kötü mü karar vermek için yeşil renkli başka bir siteye girersin ya, işte orada çalışıyorum. : ) Ayıptır söylemesi, son gezimizde hakkında hiç bilmediğimiz 5 şehir gezdik ve TripAdvisor’daki içerik sayesinde nerelere gideceğimizi vs her şeyi kolaylıkla öğrendik. Neyse, şu anda Dublin’de bir katlık geniş bir ofisimiz var ve hala boş masaların hepsini dolduramadık : ).

Londra

E tabii tüm bu değişikliklerin bir de “kız arkadaş” tarafı var. 3 senedir her şeyden çok sevdiğim birisiyle beraberim. Yurt dışında yaşama fikrine de aslen beraber karar verdik ve en çok yaşamak istediğimiz şehir de Londra’ydı. Sonuç olarak kız arkadaşım artık Londra’da yüksek öğrenim görüyor ve ben de ayda bir bu dünyanın en klas şehrini 2-3 günlüğüne de olsa istediğim gibi aylak aylak gezebiliyorum. He, evet, ben Londra’da iş bulamadım gençler, kısmet! (çalışma vizesi kasıyor ufak şirketleri, Google ve Facebook interviewları da çalışmama rağmen çok zordu:) )

Türkiye

E tabii ki, her gidişin bir sebebi olmalı. Bu sene Türkiye için resmen felaketti. Aklıma gelen her konu daha kötüye gitti. Ne yazık ki bu ülkede ve özellikle İstanbul’da yaşamak insanın ruh sağlığına ciddi anlamda zarar veriyor artık. Yurt dışına taşındığım tarih Güneydoğu’daki olayların başlangıç tarihlerine yakın olunca ne yazık ki bazı arkadaşlarım “tam zamanında ayrılıyorsun ülkeden” manasında yorumlarda bulundular. Oysa ki haziranda bir ümitlenme yaşamıştık ama, o adam izin vermediği ve biz de geri zekalı olduğumuz için, şu anda Türkiye’de bir sonraki ay ne olacağını tahmin bile edemediğimiz bir süreç içinde insanlar yaşamaya çalışıyor ve düzenli olarak da canlarını veriyorlar.

Girişim

SporApp

2 sene önceki yazımda kısaca Sporapp.com’dan bahsetmiştim. 4 arkadaş beraber başladığımız ve teknik olarak belirli şeyleri başardığımız bir proje oldu. Açıkçası beklediğimden de fazla talep gördüğünü söyleyebilirim. Ne yazık ki 2014-2015 sırasında hem Türkiye’ye hem de girişimciliğe olan inancımı büyük ölçüde yitirdim(diktatörlükte şirket kurmak cesaret isteyen bir çalışmadır). Askerden döndüğüm 2011 yazından beri girişim yoldaşım Fatihle internet girişimleri üzerine uğraşıyorduk. 2014’te Sporapp.com için şirketimizi bile kurduk bu yukarıda bahsettiğim 4 arkadaş olarak. Webrazzi’de şöyle bir incelemesi çıkmış zamanında: buyrun (kurucular arasında adım yer almıyor evet:( ). Lakin hem gündelik işimdeki artan sorumluluğum hem de bir girişim kurmanın kendi zorlukları birleşince maddi manevi devam etme isteğim kalmadı ve bu girişimden ayrılmak zorunda kaldım. Gerçekten hem çok eğlendiğim hem de inanılmaz şeyler öğrendiğim bir dönemdi ama bir süreliğine başka şeylere öncelik vermeye karar verdim.

Evet, şimdi yazıyı okuyunca ben kaçıp kendimi kurtarmış gibi hissettim gençler:). Herkese iyi seneler!

Personal Update

Hi everyone,

You may have noticed that I returned back to writing in English. You may have also noticed that I returned back to writing itself :). The thing is there are some major changes that I need to write off and I’m glad to be back to writing again. (I will most certainly continue writing in Turkish as well by the way)

So If I did not count wrong, there are three big changes on the way for me. Let’s start with respect to the importance of each change.

I quitted my job at Monitise MEA where I was currently a Software Development Manager. I’d worked 3.5 years at Monitise and loved the most part of it. Being a Team Leader and later a Manager was fun, but I had decided that I should continue for a while on the dev path and started looking for something more technical. As a result, I did quit last week and the first week as unemployed was fun (I’m not sure it would continue this way but I don’t plan to stay unemployed for long).

devops-pic-1

Another one of the changes is that I will be switching lanes in my career. Above I mentioned I’d like something more technical and I did get it. But due to some luck (I’m not sure at this point if it is good luck or bad luck) I will work as DevOps engineer starting September. It will be a really fun job I’m sure and I’ll learn so much on the way but nevertheless I’m kind of switching to a more ops position with this move.

ireland

The last and the biggest of the changes is that I’m moving to Dublin, Ireland! I have been thinking about a move to a European capital for one year and I think I am very content that the capital would be Dublin by now. I’ve seen Cape Town, Utrecht and Amsterdam and Berlin on the way and they were really nice cities, but Dublin is my destiny, It seems for now. Leaving Turkey behind, leaving my family and my friends and most importantly getting physically separated from my beloved girlfriend will be the toughest change that I will be facing this year. Fortunately Istanbul and London are only a short flight distance to Dublin.

I will write more about each change and especially about where I will work, but first I need to reach Dublin and start working actually.

Thanks for reading this far : )