TTNET, elektrikçiler, telefon kabloları ve ev sahipleri

Herkese tekrar merhabalar,

Şimdi geçen yazımda bahsettiğim, yazdığım konularda daha kohezif bir ilerleme isteğim vardı. Yalnız güzel İstanbul insanın önüne öyle şeyler çıkartıyor ki, anlatmadan geçme ihtimalim yok, tarihe kesinlikle not düşmemiz gereken saçmalalıklar bunlar..

Neyse efendim, ilk günden başlayalım. 17 Ağustos çarşamba günü işten çıkıp Emniyetevler deki rezidansıma gittim. Eve geldim bir de ne göreyim internet kopup kopup bağlanıyor. Ben de üşenmedim TTNET in müşteri hizmetlerini aradım. Dedim kardeşim bu internet kopuyor, nedendir bir el atın şu işe. İşte klasik beylik laflarını kullandılar ve sonunda sinyal alamadığımı, arıza kaydı oluşturacaklarını söylediler ve ben de tamam deyip telefonu kapattım. Allah dan yanımda kullandığım bilgisayara gayet uyumlu ve 3G paketi olan bir telefon vardı da onu bilgisayara bağlayıp mağdur olmaktan kurtuldum. Bu arada TTNET in müşteri hizmetlerinde hiç bir şekilde cep telefonu indirimi yok, ararsanız 4 dk için 4 tl para ödeyebiliyorsunuz, olayın böylesine de bir ekonomik boyutu var.

Sonraki günlerde ses çıkmadı elemanlardan. Ben de haliyle bir kaç kez daha aradım perşembe ve cuma günlerinde. Hatta ve hatta twitter a TTNET i şikayet eden tvitler yazdığımda, adamlar sosyal medya kanalından bana ulaşıp şikayetimi not ettiler ayrıca.

Neyse sonunda geçtiğimiz pazartesi bir telefon aldım. Arayan eleman, gayet asker arkadaşı ile konuşurmuş edasıyla evde olup olmadığımı sordu. Ben de kendisine mesai saatinde olduğumuzu doğal olarak da işte olduğumu söyledim. Sanki ev hanımıyız ulahn allah allah ya. Neyse bu da biz gene de bakarız, yaparız birşeyler deyip, telefonu kapattı. Ben de safım ya, ulan diyorum heralde adamlar çözecek sorunumu, kurtuldum falan diye seviniyorum. Akşam eve geldim, büyük bir hevesle modeme baktım ve ne göreyim, eskiden şifa niyetine arada sırada yanan adsl ışığı tamamen sönmüş ve sıfır sinyale düşmüş duruma gelmiş. İnanılmaz bir moral bozukluğu ve 5tl sonrasında gene içimi TTNET müşteri hizmetlerine döktüm.

Ertesi gün daha olumlu bir güne başladım. Öğleden sonra pazartesi beni arayan numarayı arayıp durumun ne olduğunu sordum. Telefonu açan adam bana gene asker arkadaşı edasıyla randevu ayarlamamız gerektiğini söyledi. Ben de öğle tatili uygun olur mu diye sordum. Sonuçta çalışıyoruz ve en uygun zaman bu. Ama beyefendi beğenmedi, yemek yiyorlarmış (yalana gel, kesinlikle oruçlu hepsi elemanların), hatta saat 13:30 u bile beğenmediler ve saat 14:00’te anlaştık(bu insanlar adamı bezdirmeyi iyi biliyor arkadaş). Neyse ben tam kapamaya doğru dün gelen ekibin akıbetinin ne olduğunu sordum ve elemanın şaşkınlığıyla karşılaştım. Adamın diğer ekipten hiçbir haberi yoktu ve bir excel dosyasına bakacağını söyledi(bu devirde hala yaptıkları işleri excelde tutan insanlar var ulahn). Baktı dedi ki, arkadaş biz zaten gelmişiz oraya, bizim adamlar kablo ıslahı gerektiğine karar vermişler. Ulan dedim iyi be, kablo ıslahının ne zaman olacağını sordum. Valla hiç belli olmaz her an gelebiliriz şeklinde benzer saçmalıklar geveledi ve sen yarın bizi bir ara sor, durumu öğren deyip kapattı.

Çarşamba günü ben bunları öğleden sonra aradım arkadaş, başka bir eleman açtı bu sefer telefonu. Dedim nooldu arkadaş bizim iş(ben de bunlar gibi konuşmaya başladım artık ehehe)? Bu eleman bir baktı sordu mordu ve en sonunda, kablo ıslahına gerek olmadığını, benim elektrikçi çağırmam gerektiğini söyledi. Akşam o sinirle eve gittim, yarım saat elektrikçinin dükkana gelmesini bekledim, elektrikçide de pis bir huy, adam cevap veremeyeceği zaman kesinlikle açmıyor telefonunu(bakmayın elektrikçi ile de kanka olduk arada). Neyse sonunda tuttum adamı götürdüm kutuya, baktı ve dedi ki arkadaş biz burada birşey yapamayız, hangi kabloların sana ait olduğu belli değil. Haydaaaa, döndük başa. Aradım gene TTNET’i, dedim eleman gönderin kabloları işaretlesinler. Bunlar bana tabii tabii beyefendi şeklinde klasik yanıtlar verdiler.

Bu arada not düşmem gereken başka bir olay var. Sosyal medya kanalı var TTNET’in, buradaki arkadaşlar biraz daha düzgün çalışan insanlardan oluşuyor, iş takibi yapacak kadar işlemci gücü ve hafızaya sahip beyinleri var ve kendi aralarında da organize olabiliyorlar. Buradaki bir eleman bana Türk Telekom’u arayıp onlardan kutu için şikayette bulunmamı önerdi. Bu sayede gelen ekipler kutuyu düzenleyip benim de kablolarımı işaretleyebilirlermiş. Tamam dedim arayayım şu Türk(Arap) Telekom’u, demez olaydım. Açtım, kendini çok beğenmiş ses tonuna sahip bir hatun telefonu açtı. Dedim arkadaş böyle böyle, çoook soğuk bir biçimde bu sorunun kendilerini ilgilendirmediğini, kutuya falan bakmayacaklarını, ankastre denilen telefon kutusunun sorumluluğunun bina yönetimde olduğunu söyledi. Elektrikçi yapamıyor arkadaşım bina yönetimi nereden bilsin hangi kablo kimin deyince de efsane cümlesini kurdu : “Daha iyi bir elektrikçi bulmanız gerekiyor beyefendi….”. Dedim ulan şaka yapıyor heralde, ama sonraki cümleleri de bunu destekler biçimde oldu. Bir yaşıma daha girip (bu süreçte sanırım 34 yaşına falan geldim) telefonu kapattım.

Mübarek Kadir gecesinin olduğu cuma günü de böyle geçtikten sonra, ipleri tamamen elime almaya karar verdim. Sabah ilk iş TTNET’i arayıp destek elemanı istediğimi söyledim. Klasik yanıtlar aldım. Kalktım üşenmedim gittim Gayrettepe’deki genel müdürlüğe. Kapıdaki güvenlik arkadaşlar şu anda müşteri şikayetleri inceleyen kişilerin çalışmadığını, ama kendi telefonlarından TTNET’i arayabileceğimi söyledier. Aradım bu sefer tehdit ettim arkadaş, çıkıcam dedim, kullanmayacağım dedim, Turkcell dedim, Uydu.Net dedim bir sürü şey dedim. Eleman da sonunda dayanamadı bana Gayrettepe santralin adresini buldu ve verdi. Güzel bir dilekçe de döşendikten sonra kalktım gittim santrale. İnanılmaz kolay şekilde muhattap buldum ve bir görevlinin gelip kabloları işaretlemesini söyledim. Ve adam gerçekten geldi lan!! İnanamadım ama geldi, neredeyse şöyle bir adamı elleyecektim gerçek misin ulan sen diye… Neyse bu işaretledi kabloları ve gitti öğleden sonra saat 4 itibariyle. Akşam sonunda elektrikçi geldiiiii ve gene olmadı lan!!! Gene olmadı, bu sefer modemi getirdik doğrudan telefon kutusuna bağladık. Orada da olmadı, meğerse kutuda da problem varmış lan? Elektrikçi modemin de arızalı olabileceğini söyledi. Arkadaş aldım modemi ana ocağına gittim taktım ve modem takır takır çalıştı. Ben gene açtım TTNET’e döşendim durdum. Ama bu sefer fazla ileri gittim… İyi oldu ama : )).

En sonunda pazartesi geldi çattı… Yine kalktım gittim santrale, durumu anlattım, bir adamı görevlendirdiler. Adamcağız geldi kutudaki sorunu çözdü gitti. Ben gene akşama kadar elektrikçiyi bekledim, 3 te geleceğim diyen adamın elemanı gelip çalışmaya başladığında saat 7 olmuştu. Eleman da lise arkadaşlarımdan Bertan’ın aynısıydı ve aynı çakallıktaydı, elektrikçinin bana 50 liraya yaparım dediği işe en az 80 e olur falan dedi. Neyse… Elektrikçiyle konuşunca 60’a indirdim ve sorun çözüldü. Ben de 12 günde falan bayağı bir zihinsel efor sarfetmiş oldum hayırlısıyla.

Gelelim işin bir bu kadar daha enteresan yanına.. Bu süreçte tabii ki her sorumlu kiracı gibi ev sahibeme haber verdim. Dedim bakın kardeşim böyle böyle durumlar oldu. Hatta kocası, kombiye bakması için usta getirdiğinde(evet kombi de bozuk ak), adama direkt yüzyüze söyledim, beni sadece geçiştirip kaçtı. Neyse elektrikçi çalışmaya başlamadan önce arayıp haber verdim kendisine, bana cevaben tüm bunların sorumlusunun TTNET olduğunu, ne olduysa TTNET özelleştiğinden beri olduğunu, (kendisi aynı zamanda emlakçıdır) son zamanlarda verdiği 10 evden 5’inde benzer problemlerin olduğunu ve ev sahiplerinin bu giderleri karşılamadığını belirtti. Sonuç olarak da kendisinin bu ücreti ödemeyeceğini, kablolarının sağlam olduğunu aktardı. Ya güzel Allah’ım sen bana sabır ver. Ki ben eve girdiğimde en az 15 tane yanmayan spotu tekrar taktırdım, sökülmüş prizlerin yerine yenilerini taktırıp parasını istememiş adamım, kala kala bir 60 liraya kalan bir ev sahibi ile karşı karşıya kaldım.

Sonuç olarak, bundan sonra TTNET ile iş yapacaklara nacizane bir tavsiyem var, hiç müşteri hizmetlerini arayıp Turkcell i zengin etmenin manası yok, bir iki aramada çözemediğiniz tüm sorunları, direkt adamların masasına götürün, sizi orada krallar gibi karşılamak zorundalar çünkü karşılarına bir telefon sesi değil, madde olarak çıkıyorsunuz.

İkincisi ev tutacaklara tavsiye, ev sahibini alıp eve gidin taşınmadan önce. Tek tek arıza tespiti yapın, herşeyin çetelesini çıkarın. Sonra böyle yavşaklıklar yapamasınlar.

Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki bundan böyle ev sahipleri ve TTNET ile ilgili tüm sıkıntısı olan arkadaşlara yardım edeceğim elimden geldiği kadar ve bu gibi kronik toplumsal sorunların çözülmesi için daha kollektif çözümler de düşünmeye ve tasarlamaya başlıyorum.

Öptüm, kalın sağlıcakla…