İlle de Pide!

Evet gençler, beyler bayanlar, teyzeler amcalar!

Genç girişimciler Cansın Erkaya ve Gökçe Demirbilek, uzun süredir istedikleri bir işi başardılar ve Yeşilköy’de süper bir pideci açtılar. Aslında açalı rahat 2-3 ay oldu ama ben anca bu konuya değinebildim. Güzel de bir facebook sayfaları var: http://www.facebook.com/illedepide.

Ben doğrudan mekan tanıtımına geçeyim. Önce şunu açıkça belirteyim ki ben Karatay diyetini başarıyla uygulayan insanlardan biriyim. 87 kilodan 76 kiloya inen bir bünye var karşınızda. Tüm bu sağlıklı yaşamcı bakış açımla İlle de Pide’yi özetlemem gerekirse, kaçırmayın derim! Özellikle pidenin kıtır kıtır olan hamuruna bitiyorum arkadaş. Yolum ne zaman Yeşilköy’e düşse (ki memleketimdir, uğrarım haftada bir), hiç aksatmam (tamam arada bir aksatırım) giderim yerim bir kaşarlı kavurmalı.

Yeşilköy’ün en sakin ve merkezi sokaklarından birinde oldukça şirin bir mekan İlle de Pide. Özellikle iç tasarımı çok sevimli bir İtalyan pizzacısını andırıyor, ama mekanın orta yerindeki kocaman fırın size nerede ne yediğinizi anında hatırlatıyor, merak etmeyin.

Açıkçası ben İlle de Pide’nin lezzetlerine bayılıyorum. Yolunuz düşerse kesinlikle uğramanızı ve damağınızı ödüllendirmenizi tavsiye ederim. Kaliteli bir ortamda kaliteli bir pideyi yemek isteyenler için ideal bir mekan.

Arkadaşlarımı kutluyorum, hayırlı olmasını diliyorum.

Sizlere de afiyet bal şeker olsun efendim:).

Yeşilköy…

İlk yazımı yaşadığım, çok sevdiğim ve yakın gelecekte ayrılmak zorunda kalacağım ama her fırsatta döneceğim memleketime, köyüme, Yeşilköy üme adamak istiyorum.

huzur yeşil ve mavi

Yeşilköy, adını şimdilerde daha çok lüks kafe ve restoranlarıyla duyuruyor. Ama sakinleri için Yeşilköy, çok daha fazla anlam taşır. Bir kere yeşildir… Ormanı geçtim, koruluğu bile olmayan ama bu kadar yeşil olan başka bir yer yoktur yakınlarda. Sonra mavidir, gökyüzü de hele maviyse siz düşünün artık denizini. Yok kolibasili, yok yosunu falan diye de korkmuyorsanız mis gibi girilir bile denizine. Hatta Eylül 2008 de dibinden kum çıkarmışlığım da vardır. Sahili çok güzeldir, marinası vardır meyhaneleri ile birlikte. Sakindir, baharları insanlar sahilinde yürümek için arabayla gelir uzaklardan. Çoşkuludur aynı zamanda, yazları İstanbul’un dört bir yanından gençler yüzmeye sahillerine gelirler (Genel huzur yerlerde tabii de ona yapacak birşey yok.) ). Çarşısı da hareketlidir, her türlü yemek ve içecek seçeneğine erişiminiz vardır.

İnsana huzur verir, boşverme gücü verir. Sabah kalktığınızda güneşin ve denizin birleşmesini görmek, İstanbul’un leş trafiğinde yaşayacağınız zorlu saatler için içinizde güç biriktirir. Akşam zar zor kendinizi evinize attığınızda ise, balkona bir çıkarsınız, şöyle güzel derin bir nefes alırsınız, sıkıntınız uçar gider. Sessizlikte size düşünmek için fırsat verir. Kendinizi duyabileceğiniz ender İstanbul alanlarındandır.

Ama ayni zamanda yaz sicaginda ses verir, gürültü verir, darbuka sesinden delirmenin eşiğini verir, sahil sesinden pazar sabahı(6 da falan denize girmeye başlıyorlar, hatta 5:30 civarı mahalle delileri bile denize giriyor lan.) ) uyuyamamak da verir. Mesela ben şu anda bu yazıyı yazarken, temmuz gececilerinden (evet bir de böyle yaz geceleri gelip, geceyi burada sabah eden tipler de var) yada koydaki teknelerden birinden gelen Bülent Ersoy şarkısının eşliğinde takılıyorum :). Bunlarla beraber envai çeşit mangal kokusu da eşantiyondur Yeşilköy’ümde. Artık ne pişiriyorsa millet, çok enteresan kokuyor len .) .

Diğer yandan insana havaalanına yakınlık verir. Herkes uçaktan indikten sonra bir de nasıl evine gideceğini ( İstanbul-Adana uçakla bir saat, havaalanı-Levent bir buçuk saat; saat 18:00’de ) düşünürken, siz kenardan geçen bir taksiye atlarsınız (Şu anda ‘Çile Bülbülüm’ çalıyor ve daha güzeli de elemanın birinin uzun havada Bülent ablaya yetişme çabası oldu, kayıtlara geçin : D). Ha bu arada taksiciden bir güzel bir eve hoşgeldin muhabbeti yada en azından merhabası bekliyorsanız da hayal kırıklığı yaşarsınız. Adam büyük ihtimalle size ‘Allah seni benim başıma nereden gönderdi?’ şeklinde bir bakış atıp son gaz Yeşilköy’e gelip, sırasına geri dönmeye çalışacaktır. Ama olsun havaalanına yakınlık iyidir.

Aynı zamanda uzaktır ama Yeşilköy. İstanbul’un beğenmediğimiz o semtleri var ya, işte oralarda çalışmak zorunda kalırız çoğu zaman. E oralardan kalk da akşam evine dön kolaysa, e hani trafik de olmasa neyse ya. Ama şehirden uzak olması, uzak kalmak istediğinizde size alan verir…

Spor yapmayanlara bahanesizlik verir Yeşilköy. Yaklaşık 7 kmlik sahili ile hem yürümek hem koşmak hem de bisiklet sürmek için oldukça fazla parkura sahiptir. Ayrıca belediyecilikte yeni bir çığır olarak ele alabileceğimiz her 30 metrekarelik alana spor aletleri atılması olgusu bizim sahilimizde de var. O açıdan fitness, vücut geliştirme gibi sporlarla ilgilenmek istiyorum ama param yok diyenler; siz de uzayın.

Yeşilköy yeşil, Yeşilköy deniz, Yeşilköy martı, Yeşilköy balıkçı tekneleri, Yeşilköy huzur, Yeşilköy sevgi ve saygı, Yeşilköy uçurtma, Yeşilköy denize bakılarak içilen bir bardak çaydır.

 

Saygı ve sevgiyle…